M G H U K U K

Yükleniyor

Azami Öğrenim Süresi

Ana Sayfa Azami Öğrenim Süresi

Azami Öğrenim Süresi

Makalemizde ele aldığımız azami öğrenim süresi, öğrencilerin kayıtlı oldukları eğitim kurumlarını belirli bir sürede tamamlamalarını gerektiren bir kuraldır. Yükseköğretim, bireylerin mesleki ve akademik becerilerini geliştirdikleri önemli bir aşamadır. Ancak, öğrenim sürecinin uzaması veya tamamlanamaması gibi durumlarla karşılaşmak mümkündür. Türkiye’de, yükseköğrenim sürecinin bir parçası olarak öğrencilere tanınan “azami öğrenim süresi” kavramı, bu tür durumları düzenlemek ve yönetmek için önemli bir araçtır. Ancak, bu süreçte ortaya çıkabilecek sorunlar ve öğrencilerin bu kuralla karşı karşıya gelme durumları da söz konusudur.

Bu makalede, Türkiye’de azami öğrenim süresi kavramının hukuki yönleri incelenecek ve özellikle bu konuda açılan idari davaların detayları ele alınacaktır. Anayasal bir hak olan eğitim ve öğrenim görme hakkına dair yanlış uygulamalar için İstanbul avukatı MG Hukuk olarak üniversite öğrencisi müvekkillerimize Azami Öğrenim Süresinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve etkin avukatlık hizmeti vermekteyiz.

Azami Öğrenim Süresi Nedir?

Azami öğrenim süresi, bir öğrencinin bir yükseköğretim programını tamamlaması için belirlenen en uzun süredir. Bu süre, öğrencinin ilgili programdaki dersleri başarıyla tamamlaması ve mezun olması gereken süreyi ifade eder. Yükseköğretim kurumları genellikle öğrencilerin belirli bir süre içinde programlarını tamamlamalarını beklerler. Bu süre, öğrencinin programına kayıt yaptırdığı tarihten itibaren başlar ve ilgili kurum veya kanunlar tarafından belirlenen bir azami süre ile sınırlıdır.

Öğrenciler, azami öğrenim süresi içinde programlarını bitiremezlerse, genellikle kayıtları silinir veya ilişikleri kesilir. Ancak belirli koşullarda (örneğin, yatay geçiş, çift ana dal gibi durumlar) öğrencilere ek süreler tanınabilir veya özel durumlarda süre uzatılabilir veya kısaltılabilir.

Azami öğrenim süresi, her yükseköğretim programı için farklı olabilir ve genellikle lisans, önlisans veya lisansüstü programlara göre değişiklik gösterebilir. Bu süre, genellikle programın eğitim ve öğretim yapısına, derslerin karmaşıklığına ve programın amacına bağlı olarak belirlenir. Ayrıca, öğrencinin başarı durumu ve programın gereksinimleri de bu sürenin uzatılmasına veya kısaltılmasına etki edebilir. Tekrar etmek gerekir ki bu uygulamada üniversiteden üniversiteye ve dahi bölümden bölüme değişiklik göstermektedir. Bu konuda daha detaylı bilgi sahibi olmak için Kadıköy Avukatlık Ofisi MG Hukuk Bürosu’na ulaşabilir ve hukuki danışmanlık-avukatlık hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz.

Azami Öğrenim Süresinin Hukuki Dayanağı

Mevzuatımızda Yükseköğretim Kanunu’nun 44. maddesi, üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin azami öğrenim sürelerini düzenlemektedir. Bu madde, öğrencilerin kaydolduğu programın öğrenim süresi içerisinde eğitimlerini tamamlamalarını hedeflemektedir. Madde fıkrası şu şekildedir:

“Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt oldukları programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi iki yıl olan önlisans programlarını azami dört yıl, öğrenim süresi dört yıl olan lisans programlarını azami yedi yıl, öğrenim süresi beş yıl olan lisans programlarını azami sekiz yıl, öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarını azami dokuz yıl içinde tamamlamak zorundadırlar. Hazırlık eğitim süresi azami iki yıldır.

Azami süreler içinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilmez. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile dört yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilebilir. Yatay geçiş ve çift ana dal eğitiminin usul ve esasları ile azami öğrenim süreleri, lisansüstü eğitim usul ve esasları ile öğrenim süreleri Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

Bu madde fıkrasına göre, öğrencilerin kayıt oldukları programa bağlı olarak belirlenen öğrenim sürelerini aşmamaları gerekmektedir. Öğrenciler, belirlenen azami öğrenim süreleri içerisinde eğitimlerini tamamlamak zorundadırlar. Aksi halde, üniversite yetkili kurullarının kararıyla ve Yükseköğretim Kurumunun onayıyla ilişikleri kesilebilir. Bu düzenleme, öğrencilerin eğitim sürelerini belirli bir çerçeve içinde tutarak programlarını tamamlamalarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. MG Hukuk olarak bizler de müvekkillerimize Azami Öğrenim Süresinin doğuracağı hak ihlallerine yönelik hukuki danışmanlık vermekte, etkin avukatlık hizmeti sürdürmekteyiz.

Azami Öğrenim Süresi Dolunca Ne Olur?

Azami öğrenim süresi, bir öğrencinin bir yükseköğretim programını tamamlaması gereken en uzun süredir. Bu süre, genellikle öğrencinin ilgili programdaki dersleri başarıyla tamamlaması ve mezun olması gereken süreyi ifade eder. Ancak, öğrenciler bu süre içinde programlarını bitiremezlerse ne olacağı konusunda bazı sonuçlarla karşılaşabilirler:

  • Kayıtlarının Silinmesi veya İlişiklerinin Kesilmesi: Bir öğrencinin azami öğrenim süresi dolduğunda, yükseköğretim kurumu genellikle öğrencinin kaydını siler veya ilişiğini keser. Bu durumda, öğrenci artık o programda kayıtlı değildir ve derslere devam edemez.
  • Özel Durumlar ve İstisnai Koşullar: Bazı durumlarda, öğrencilere azami öğrenim süresi içinde programlarını tamamlamaları için özel bir muafiyet veya ek süre tanınabilir. Örneğin, bütünleme sınavları, tek ders sınavları yapılabilir, sağlık sorunları, ailevi nedenler veya askerlik gibi geçerli bir mazeret öne sürüldüğünde, öğrencilere ek süre verilebilir veya programdan ayrılmaları engellenebilir.
  • Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri: Öğrencilerin azami öğrenim süresi konusunda bilgilendirilmeleri ve rehberlik almaları önemlidir. Danışmanlık hizmetleri, öğrencilere programlarını tamamlamak için stratejiler geliştirmeleri konusunda yardımcı olabilir ve potansiyel olarak azami süreyi aşmalarını engelleyebilir.
  • Başka Programlara Geçiş İmkânı: Azami öğrenim süresini dolduran öğrenciler, bazı durumlarda başka bir programa geçiş yapabilirler. Bu, aynı kurumda veya farklı bir kurumda olabilir. Öğrencinin daha kısa sürede tamamlayabileceği bir programa geçişi, eğitimine devam etme şansını artırabilir.

Sonuç olarak, azami öğrenim süresini dolduran öğrenciler için çeşitli seçenekler mevcuttur. Ancak her durum özeldir ve öğrencinin bireysel koşulları ve kurum politikaları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, öğrencilerin azami öğrenim süresi konusunda kurumlarıyla iletişim kurmaları ve gerektirdiği durumlarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti alarak en uygun adımı belirlemeleri önemlidir. Kadıköy avukatlık ofisi MG Hukuk olarak üniversite öğrencisi müvekkillerimize Azami Öğrenim Süresi İdare Davasına yönelik hukuki danışmanlık ve etkin avukatlık hizmeti vermekteyiz. Vicdanen haklı ve doğru olmak bir davada sizi kurtarmayacaktır, önemli olan bu durumu yasal şartlarda ispatlamak, savunmak ve doğru yasal adımları atmaktır.

Azami Öğrenim Süresi Dolan Öğrenci Dava Açabilir Mi?

Azami öğrenim süresi dolan bir öğrencinin dava açma durumu, genellikle öğrencinin durumuna ve yaşadığı adaletsizliğe bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

  • Hak Gasbı veya Haksızlık İddiası: Azami öğrenim süresi dolmuş bir öğrenci, eğer azami süreyi aşmasına neden olan koşulların haksız veya hukuksuz olduğunu düşünüyorsa, hukuki yollarla haklarını aramak için dava açabilir. Örneğin, öğrencinin öğrenim süresini tamamlamasını engelleyen koşulların dışında kontrol edilemez sebeplerden kaynaklandığını veya kurumun gerekli rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini sunmadığını iddia edebilir.
  • Hukuka Aykırılık İddiası: Öğrenci, azami öğrenim süresini dolmuş olsa bile, bu sürenin belirlenmesinde veya uygulanmasında hukuka aykırılık olduğunu düşünüyorsa, bu durumu mahkemeye taşıyabilir. Örneğin, ilgili yasa ve yönetmeliklerin yanlış yorumlanması veya hatalı uygulanması gibi nedenlerle öğrencinin haklarının ihlal edildiğini iddia edebilir.
  • Haklı Gerekçeler ve İstisnai Durumlar: Azami öğrenim süresini aşan öğrencilerin bazı durumlarda haklı gerekçelere dayanarak dava açma hakkı olabilir. Örneğin, sağlık sorunları, ailevi nedenler veya askerlik gibi geçerli mazeretler öne sürerek, azami süreyi aşmalarının kurum tarafından makul bir şekilde değerlendirilmediğini iddia edebilirler.
  • Adaletsizlik veya Keyfi Uygulama: Öğrenci, azami öğrenim süresini aşmasına neden olan kararın adaletsiz veya keyfi olduğunu düşünüyorsa, dava açarak bu durumu mahkemeye taşıyabilir. Örneğin, kurumun öğrenciye gerekli yardım ve destek hizmetlerini sağlamadığını veya öğrencinin durumunu doğru bir şekilde değerlendirmediğini iddia edebilir.

Sonuç olarak, azami öğrenim süresi dolan bir öğrencinin dava açma hakkı, durumun karmaşıklığına ve öğrencinin yaşadığı adaletsizliğe bağlı olarak değişebilir. Öğrencinin, durumunu değerlendirmek ve gerektiğinde yasal haklarını aramak için bir hukuk danışmanından veya avukattan destek alması önemlidir. MG Hukuk olarak bizler de müvekkillerimize Azami Öğrenim Süresinin doğuracağı hak ihlallerine yönelik hukuki danışmanlık vermekte, etkin avukatlık hizmeti sürdürmekteyiz.

Azami Öğrenim Süresi Davası Nereye Açılır?

Üniversiteler gibi kamu kurumlarına karşı açılan davalarda, idare mahkemeleri yetkilidir. Öğrenci, bu tür davalarda idare mahkemelerine başvurarak azami öğrenim süresiyle ilgili hukuki haklarını arayabilir. İdare mahkemeleri, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetler ve idareye karşı davalarda karar verir. Taraf olarak söz konusu üniversitenin rektörlüğü esas alınacaktır. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için Kadıköy Avukatlık Ofisi MG HUKUK Bürosu’na ulaşabilirsiniz.

Azami Öğrenim Süresi Dava Açma Süresi

İYUK uyarınca; Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gündür. Azami öğrenim süresinden doğan idari işlemlere karşı açılacak davalarda da süre 60 gün olacaktır.

Kayıt Silinmesi Durumunda Yürütmenin Durdurulması Kararı

Azami Öğrenim Süresi sebebiyle Üniversite Kaydının Silinmesi Durumunda Yürütmenin Durdurulması Kararı, öğrencinin üniversite kaydının, azami öğrenim süresini doldurduğu gerekçesiyle silinmesi durumunda yargı mercilerine başvurarak bu işlemin geçici olarak durdurulmasını talep etmesi ve bu talebin mahkeme tarafından kabul edilmesi durumunu ifade eder.

Öğrenci, üniversite tarafından kaydının silinmesine itiraz ettiğinde veya bu işlemin hukuka uygun olmadığını düşündüğünde yargıya başvurabilir. Yargı mercilerine başvurulduktan sonra, öğrenci adına yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilir. Yürütmenin durdurulması kararı, mahkeme tarafından idari işlemin uygulanmasını geçici olarak durdurur.

Yürütmenin durdurulması talebi, öğrencinin idari işlemin uygulanması sonucunda telafisi güç veya imkânsız zararlarla karşılaşacağına inandığı durumlarda yapılır. Bu durumda, öğrencinin eğitim hakkının ciddi şekilde zarar göreceği veya öğrencinin kaydının silinmesinin haksız veya hukuka aykırı olduğu iddia edilebilir.

Talep üzerine mahkeme, öğrencinin argümanlarını ve idari işlemin mevzuata uygunluğunu değerlendirir. Eğer mahkeme, ilk inceleme sonucu öğrencinin lehine karar verirse, yürütmenin durdurulması kararı verilir. Bu durumda, öğrencinin kaydının silinmesi işlemi geçici olarak durdurulur ve dava sonuçlanana kadar öğrencinin eğitimine devam etmesine olanak sağlanır. Bu süreçte, mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı verip vermeyeceği ve kararın hangi koşullara bağlı olacağı, delillere ve taleplere göre davanın incelenmesi sonucunda belirlenir. Bu konuda daha fazla bilgi almak ve hukuki destekten faydalanmak için MG Hukuk Bürosu Kadıköy Avukatlarına ulaşabilirsiniz.

Azami Öğrenim Süresi Dava Dilekçesi Örneği

Azami öğrenim süresi dava dilekçesi örneği, hukuki bir belge hazırlarken rehberlik sağlamak amacıyla sunulmuş bir örnektir ve gerçek hukuki durumlarla ilgili farklılıklar gösterebilir. Dolayısıyla, bu tür davalarda gerçek bir dilekçe hazırlamak için bir avukata danışmak son derece önemlidir. Bir avukat, mevcut hukuki durumu ve belgeyi sunulacak mahkemeye göre en uygun şekilde hazırlayabilir. Bu nedenle, azami öğrenim süresiyle ilgili bir dava sürecinde, uygun ve etkili bir şekilde hareket etmek için bir avukatla iş birliği yapmak önemlidir. Kadıköy Avukat MG Hukuk olarak sizlere örnek ve fikir teşkil etmesi bakımından azami öğrenim süresi dava dilekçesinden bir parça sunalım:

“Öncelikle ve ivedilikle davalı ………………….Üniversitesi Rektörlüğü’nün …………….. tarih ve ………………………. Sayı Numaralı hukuka aykırı ilişiğin kesilmesi ve …………………. fakültesi eğitim kaydının silinmesine dair idari işleminin yürütmesinin durdurulmasına,

…………….. tarih ve ……………………………. Sayı Numaralı hukuka aykırı olarak ilişiğinin kesilmesi ve ………… fakültesi eğitim kaydının silinmesine dair idari işlemin yargılama sonucu İPTALİNİ, Yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.”

Azami öğrenim süresi idare davası sürecinde, uzman bir avukatın rehberliği, başvurunun doğru ve eksiksiz bir şekilde yapılmasını sağlar. Ayrıca, her bireyin hukuki hakları ve seçenekleri konusunda bilgilendirilmesi, adil bir sonuç almak için önemlidir. Bu bağlamda, her durumu dikkate alarak kişisel bir hukuki strateji oluşturmak ve başvuruyu etkili bir şekilde yönetmek için bir avukata danışmak her zaman önerilir. Unutulmamalıdır ki, hukuki süreçlerde profesyonel bir yardım, haklarınızı koruma ve adil bir sonuç elde etme konusunda önemli bir avantaj sağlar. İstanbul avukat MG Hukuk olarak biz de müvekkillerimize Azami öğrenim süresi idare davası sürecine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermekteyiz.

Azami Öğrenim Süresine İlişkin Emsal Yargı Kararları

Azami öğrenim süresine ilişkin emsal yargı kararları, öğrencilerin eğitim haklarını korumak ve azami öğrenim süresiyle ilgili yaşadıkları sorunlara çözüm bulmak adına yargı mercilerinin verdiği önemli kararlar olup, bu kararlar öğrencilerin haklarını savunma ve eğitimlerine devam etme mücadelesinde rehber niteliği taşırken, aynı zamanda yükseköğretim kurumları ve idari birimler için de yol gösterici nitelik taşır, çünkü bu kararlar üzerinden belirlenen prensipler ve değerlendirmeler ilgili mevzuata ışık tutarlar. Kadıköy Avukatı olarak Azami Öğrenim Süresine ilişkin emsal Bölge Adliye Mahkemesi kararını sizlerle paylaşıyoruz.

Bursa Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi: 2023/3292  Karar No : 2023/3759

“Bakılan uyuşmazlıkta; ilgili mevzuatta aksine bir hüküm bulunmadığı müddetçe yasal düzenlemeler geriye doğru yürütülemeyeceğinden, 2547 sayılı Kanunun 26.11.2014 tarih ve 29187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6569 sayılı Kanunun 32.maddesi ile eklenen Geçici 67.maddesinde ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmaz.” hükmünde yer alan “daha önceki öğrenim süreleri” ibaresinden Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla devam etmekte olan 2014-2015 eğitim – öğrenim yılı güz yarıyılının da dahil edildiğinin anlaşılması..

..bir başka ifade ile azami öğretim sürelerine ilişkin bu düzenlemelerin ilgili Kanunun yayımlanmasından sonraki ilk eğitim öğretim dönemi olan 2014-2015 eğitim – öğrenim yılı, bahar döneminden itibaren uygulanmaya başlanılması gerektiği, bu kabulden hareket edildiğinde ve derslerin yıllık olduğu da gözetildiğinde, davacının 2023-2024 eğitim – öğretim yılının bahar dönemi sonu itibariyle azami eğitim süresini dolduracağı açıktır.”

“Uyuşmazlıkta, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44/c maddesinde 19/11/2014 tarih ve 6559 sayılı Kanun ile değişiklik yapıldığı ve yapılan değişikliğin eğitim öğretim yılı devam ederken yayımlanarak yayım tarihinden (26/11/2014) itibaren yürürlüğe girdiği, 07.09.2009 tarihinde davalı üniversiteye kayıt yaptıran davacının 2547 sayılı Kanun’un 44/c maddesi uyarınca öğrenimini azami dokuz yıl içinde tamamlaması gerektiği açık olmakla birlikte 2547 sayılı Kanun’da ilgili düzenlemenin hangi eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlayacağına yönelik açık bir düzenlemeye yer verilmediği,

Azami Öğrenim Süresi

dolayısıyla 2014-2015 eğitim öğretim yılı içerisinde yürürlüğe giren hükmün azami öğrenim sürelerine ilişkin düzenlemelerinin geriye yürütülerek 2014-2015 eğitim öğretim yılı başlangıcından mı yoksa ileriye doğru yürütülerek 2015-2016 eğitim öğretim yılı başlangıcından mı uygulanacağı hususunda belirsizlik oluştuğu, ayrıca davacının azami öğrenim süresinin hesabında 2547 sayılı Kanun’un geçici 67. maddesi uyarınca bu maddenin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihinden önceki öğrenim sürelerinin dikkate alınmayacak olması ve bu tarih itibariyle davacının öğrenim süresinin ilgili mevzuat gereği yeniden başlaması gerektiği hususları da dikkate alındığında..

..dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle davacının azami öğrenim süresini doldurmadığı, ayrıca ilgili Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı müddetçe Kanuni düzenlemeler geriye doğru yürütülemeyeceğinden Kanun’un azami öğrenim sürelerine ilişkin düzenlemelerinin ilgili değişikliğin yapıldığı dönemi takip eden dönem başı esas alınarak uygulanmaya başlanılmasının ise hukuka ve hakkaniyete uygun bir yaklaşım olduğu, dava konusu işlemle eğitim hakkını kısıtlayacak şekilde karar verilmesinin eğitim hakkına yönelik ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı olacağı kanaatine varılmıştır.

Bu durumda, 07.09.2009 tarihinde ************* Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptıran davacı yönünden, azami öğrenim süresinin, 19.11.2014 tarihini takip eden dönem esas alınarak hesaplanması gerekirken, bu sürenin, hak kaybına sebep olacak şekilde 2014-2015 güz dönemi başlangıç tarihi esas alınarak hesaplanarak davacının azami süreyi doldurduğundan bahisle üniversiteden kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan; eğitim hakkına ilişkin dava konusu işlemin davacı açısından uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğabileceği açıktır.”

Azami Öğrenim Süresi İdare Davasının süreçleriyle ilgili uygulamada sıklıkla rastlanan hatalardan dolayı kayıplar yaşamamanız için sürecin başından itibaren mutlaka hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Kadıköy avukatı MG Hukuk bürosuna başvurabilirsiniz. Vicdanen haklı ve doğru olmak bir davada sizi kurtarmayacaktır, önemli olan bu durumu yasal şartlarda ispatlamak, savunmak ve doğru yasal adımları atmaktır. İstanbul Hukuk bürosu MG Hukuk bürosuna Azami Öğrenim Süresi davaları için ulaşabilirsiniz.

Azami Öğrenim Süresi Davası İçin Avukatlarımıza Ulaşın

Azami öğrenim süresi, öğrencilerin yükseköğretim süreçlerini belirli bir zaman diliminde tamamlamalarını öngören kritik bir kuraldır. Ancak, bu kuralın uygulanması ve dolayısıyla azami süreyi aşan öğrencilerin haklarının korunması süreci oldukça teknik ve karmaşıktır. İdare davalarında avukatın rolü, öğrencilerin bu süreçte haklarını savunmalarına ve yasal süreçte adil bir şekilde temsil edilmelerine yardımcı olmaktır. Bir avukat, öğrencinin durumunu analiz ederek, idarenin kararını hukuka uygunluğunu değerlendirir ve gerektiğinde mahkemede savunur.

Ayrıca, idare hukuku alanında uzman bir avukat, davacının lehine olan kanun ve mevzuatı etkin bir şekilde kullanarak davayı yönlendirir ve müvekkilinin haklarını en iyi şekilde korur. Bu nedenle, azami öğrenim süresiyle ilgili idare davalarında bir avukatın danışmanlığı ve temsili, öğrencilerin adil bir süreç geçirmesini sağlar ve sonuçların hakça olmasını garanti eder. 2013 yılından itibaren çalışmalarına devam eden Kadıköy Mete Gençer Hukuk Bürosu müvekkillerine Azami Öğrenim Süresi Davası İçin hukuki danışmanlık ve etkin avukatlık hizmeti vermektedir.

Azami öğrenim süresiyle ilgili idari davalar, öğrencilerin hukuki haklarını korumak ve adaletin sağlanmasını temin etmek açısından önem taşır. Anayasamızdan kaynaklı eğitim hakkı temeline dayanan ve farklı kanunlarda yer bulan bu konuda hak kaybı yaşanması bireyin geleceğine ve kariyerine etki edebileceğinden dolayı titizlikle hareket edilmelidir. Bu süreçte, hukuki destek almak, davacıların haklarını etkili bir şekilde savunmalarını sağlar. MG Hukuk Bürosu, azami öğrenim süresiyle ilgili davalarda danışmanlık ve avukatlık hizmetleri sunarak müvekkillerinin haklarını korur ve yasal süreç boyunca onlara rehberlik eder. Uzman avukatlar, müvekkillerinin durumunu analiz eder, kanun ve mevzuatı etkili bir şekilde kullanır ve mahkeme sürecinde müvekkillerini temsil eder.

Saygılarımızla,
Kadıköy Avukat Mete GENÇER

NOT:
Bu internet sitesindeki her türlü bilgi İstanbul Barosuna kayıtlı MG Hukuk Bürosu tarafından yalnızca bilgilendirme amacıyla, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirtilen ilgili düzenlemeleri uyarınca hazırlanmıştır.

Kadıköy Hukuk Bülteni Avukatı

Hukuk Bülteni alanında avukat uzmanlığının kazanılması için avukatın Hukuk Bülteni alandaki davaları takip etmesi, Hukuk Bülteni seminerlerine katılarak, hukuksal olarak yargı içtihatları ve güncel Hukuk Bülteni ile ilgili yargıtay kararlarını takip etmesi gereklidir. Hukuk Bülteni alanındaki suç sayısı oldukça fazla olduğu için; Hukuk Bülteni Avukatı uzmanlık gerektiren bir alandır.

Kadıköy Hukuk Bülteni konusunda, Kadıköy Hukuk Bülteni Avukatları tarafından hazırladığmız tüm makalelere Hukuk Bülteni makalelerini aşağıda bulabilirsiniz.

Okumuş olduğunuz bu makale yazısı genel hatlarıyla ele alnır tarzda Hukuk Bülteni kategorisinde Kadıköy Hukuk Bülteni avukatı tarafından yazılmıştır. Makale içeriği ile ilgili size özel detaylı bilgi için büromuzla ya da avukat bir meslektaşımız ile görüşmenizi tavsiye ederiz. Bizlerle iletişime geçmek isterseniz; İletişim için tıklayınız.

Kadıköy Hukuk Bülteni avukatı tarafından bilgilendirilmek ya da konu ile alakalı sorularınız varsa AVUKAT SOR sayfamızdan bizelere sorunuzu iletebilirsiniz. Hukuk Bülteni de dahil tüm tüm makalere buradan ulaşabilirsiniz.